''TARİH YAZILMAZ, YAPILIR''

''TARİH YAZILMAZ, YAPILIR'': David Ben-Gurion'un İsrael'i Şekillendiren Dört Kararı

David Ben-Gurion,''İsrael'in kaderi iki şeye bağlıdır,'' demişti: ''Gücüne ve Doğruluğuna.'' Bazen de tam doğru anda cesur karar almaya bağlıydı. Ben-Gurion'un tüm İsrael'liler adına aldığı dört cesur ve kader belirleyici kararları neydi?

1-İsrael topraklarında bir Yahudi devleti kurulduğunu ilan ediyoruz'': Bağımsızlık bildirgesinin kumarı…

İsrael'in tarihi hafızasındaki en ikonik imgelerden biri haline gelen yapının merkezinde duran figür uzun boylu değil. Arkasındaki,kısmen bir perdeyle gizlenmiş halde o anda doğan devletin iki devasa yeni bayrağı asılı. Üstünde ise onlarca yıl önce bugünü ön gören adamın portresi var. (Hertzl)

David Ben-Gurion 14 Mayıs 1948'de 5 İyar 5708' de İsrael Devleti'nin kuruluşunu ilan ediyor. Geniş bir ulusal mutabakat noktasının nadir bir örneğini temsil eden bir fotoğraf.

Peki böyle bir fotoğrafın hiç olmamasına ne kadar yakındık ve Ben-Gurion'un bu fotoğrafın varlığını sağlamadaki rolü neydi?

''Gerçek bir lider, fikir birliği arayan değil, fikir birliğini şekillendiren kişidir'' (Martin Luther King)

Yaklaşık bir yıl önce, on yıllardır süren kararlı Siyonist faaliyetler, pratikte şekillenmeye başlıyordu. 1947'de İngiltere, Filistin Mandası'nı Birleşmiş Milletler'e geri verdi ve Kasım ayı sonlarında BM, bölünme lehine (taksim kararı) oy kullandı. Ülke genelindeki Yahudiler kutlama için sokaklara döküldü, ancak bu tarihi ana rağmen, hala bir devletleri yoktu.

14 Mayıs 1948 Cuma günü yeni ulusun müstakbel vatandaşları bir duygu fırtınası ve kollektif bir belirsizlikle uyandılar. Gazeteler heyecanla ''Devlet Bugün Kurulacak'' diye duyurdular, ancak beş Arap ordusunun ani bir saldırısını öngören alt başlıklar dehşet vericiydi. Bu ordular, defalarca tehdit ettikleri gibi, yerel Araplarla birleşip hemen saldıracak mıydı? Devlet tek bir gün bile hayatta kalabilecek miydi?

Perde arkasında, Yahudi cemaatinin ulusal kurumları ve silahlı kuvvetlerinin liderleri arasında yoğun bir tartışma yaşandı. Golda Meir, Ürdün Kralı Abdullah ile yaptığı gizli bir görüşmeden yeni dönmüştü. Kral, anılarına göre, kendisine üzüntüyle bir Yahudi devleti ilan edilirse, diğer Arap devletleriyle birleşip saldırmak zorunda kalacağını söylemişti. Moşe Şaret ABD'den Dışişleri Bakanı George Marshall'dan sert bir uyarıyla dönmüştü. Devlet ilan etmek intihar olurdu, Arap orduları Yahudileri yok ederdi ve Amerika onları kurtaramazdı. Yigael Yadin, İsrael'in hayatta kalma şansının yaklaşık yarı yarıya olacağını tahmin etti.

Ancak Ben-Gurion duruma farklı bakıyordu. Geçtiğimiz yıl boyunca, Yahudilerin bağımsız bir devlet kurma hakkının uluslararası alanda tanınması için verdiği açık mücadeleye ek olarak,böyle bir bağımsızlığı mümkün kılacak silah ve savunma imkanlarını güvence altına almak için bir gölge kampanya yürütüyordu. Haganah temsilcileri,''adamın delirdiğine'' ikna olmuş bir şekilde ofisinden ayrıldılar. Uçaklardan, donanma gemilerinden ve tanklardan bahsetti. Yahudi cemaati bunları nereden bulacaktı? Bu, Mars'tan yardım gelmesinden bahsetmek kadar, gerçekçi değildi. Ancak Ben-Gurion'un çabaları gerçeklikten kopuk değildi. Bu çabalar, onun gerçekçi anlayışını yansıtıyordu. Arap ordularının bir devlet ilanına karşılıksız izin vermeyeceğine inanıyor, hatta bunu neredeyse biliyordu. Karşı karşıya oldukları alternatifin İsrael topraklarındaki Yahudi cemaatinin yok edilmesi olduğunu anlamıştı.

Yine de dayanabileceklerine inanıyordu. Güçleri o neslin cesaretinde ve olağanüstü çabalarla elde edilen silah ve teçhizatta yatıyordu.

Kritik an geldiğinde, Moşe Şaret'i korkudan bembeyaz kesilene kadar ofisine kilitledi, ta ki Şaret, Amerika'daki haberleri objektif bir şekilde aktaracağına ve halk konseyini kötü tahminlerle korkutmayacağına söz verene kadar. Aynı zamanda Ben-Gurion ''bir deneme oylaması'' düzenledi. Toplantıda hazır bulunanlara, bildiri o gün kendilerine sunulursa nasıl oy kullanacakları soruldu.

Dördü karşı çıktı, ''bekleyelim'' dediler. Durumun nasıl gelişeceğini ve dünyanın ne önereceğini görelim. Amerikalıları yabancılaştırma lüksümüz yok.'' Beşi destekledi.'' Ya şimdi ya da asla ''diye düşündüler. Ben- Gurion dengeyi bozdu. Sonunda, resmi bir oylama yapmadan kararı kendisi verdi.

İsrael Devleti şimdi kurulacaktı.BM geri atmadan önce. Dünya Yahudilere tam bağımsızlığı içermeyen siyasi bir düzenleme dayatmadan önce. Yahudi halkı neredeyse 2000 yıldır bekliyordu. Artık bekleyecek zamanı yok.

Tören o kadar aceleyle hazırlanmıştı ki, imzalar için parşömen aranmasından, bayrakların teminine ve salonun düzenlenmesine kadar, Dağınıklığa dair eğlenceli hikayeler bıraktı. Bunların hiçbiri Ben Gurion'u meşgul etmedi. Onu o gün görenler, içine kapanık ve dalgın göründüğünü hatırlıyorlardı. Daha sonra, korkuya kapıldığını yazmıştı. Bazı anlarda, Yahudi halkını yıkıma mahkum ettiğine ikna olmuştu.

Günlüğüne şöyle yazmıştı ''Bugün bir devlet kurduk. Kaderi savunma güçlerinin elindedir.''

''Akşam eve dönerken, törenden ayrılırken, insanların sokaklarda dans edip birlikte başardığımız tarihi eylemi kutladığını gördüğümde bunu düşündüğümü hatırlıyorum. Duygularını paylaşsam da onlara katılmadım. Dans etmekte haklıydılar diye düşündüm, her ne kadar ben ve dansçıların çoğu da çok iyi bilse de önümüzdeki tehlikelerin ne kadar büyük olduğunu ve yeni elde ettiğimiz siyasi bağımsızlığı savunmak için ne kadar büyük fedakarlıklar yapmamız gerektiğini çok iyi bilsem de.'' Sadece 32 dakika süren törenin hemen ardından, genel kurmayı işgale hazırlamak için topladı.

2-''İsrael Devleti Yahudi göçüne ve sürgünlerin toplanmasına açık olacak'': Savaşın ortasında ülkenin kapılarını açmak.

İlk andan itibaren İsrael topraklarında bir Yahudi devleti kurmanın temel amacı konusunda hiçbir şüphe yoktu.

''Yahudi halkının yakın zamanda başına gelen felaket-Avrupa'da milyonlarca Yahudi'nin katledilmesi- evsizlik sorunu, Eretz-İsrael'de Yahudi Devletinin yeniden kurulmasıyla çözülmesinin aciliyetinin bir başka açık göstergesidir. Bu devlet bir gün vatanın kapılarını her Yahudi'ye sonuna kadar açacak ve Yahudi halkına milletler topluluğunun tam ayrıcalıklı bir üyesi statüsünü verecektir.'' (İsrael Bağımsızlık Bildirgesi)

Siyonizm Yahudi Devletini her zaman ve her yerdeki Yahudiler için bir sığınak olarak tasavvur etmiştir: Zulümden kaçabilecekleri ve komşularından veya hükümetlerinden korkmadan yaşayabilecekleri bir yer. Ancak Ben-Gurion'un gözünde denklem iki yönlü işliyordu. Yahudi göçü yalnızca halk için değil, devletin kendisi için de elzemdi. Halkın bir devlete, devletin de bir halka ihtiyacı vardı.

''Her zaman, her nesilde, Yeoşua'nın zamanından, İsrael Savunma Kuvvetleri'nin savaşlarına kadar, çoğunluğa karşı çok az direndik. Milyonlarca Yahudi'yi daha ülkeye getirmeyi başarsak bile-ki başaracağımıza inanıyorum-yine de az olacağız. Ancak Yahudi tarihinin misyonuna ve vizyonuna sadık kalırsak ayakta kalabiliriz.''

Ve sonra, Ben-Gurion'un ilanıyla İsrael Devleti kuruldu. Manda düzenlemeleri sona erdi. Artık sertifikalar, kotalar yok, göçmen gemilerinin Avrupa'ya geri gönderilmesi yok.

Eğer bu, hayalin gerçekleşmesi gibi geliyorsa bunun nedeni tam da öyle olmasıdır. Ancak gerçek şu ki işler o kadar basit değildi.

Küçük yeni devletin Yahudi halkı var gücü ile, yaşam mücadelesi veriyordu. Ben-Gurion'un özlemini çektiği modern ve güvenli ''model toplum'' hala gerçeklikten uzaktı. Yeni doğan devlet, en temel hak olan var olma hakkı uğruna bir savaşa kilitlenmişti.

Aynı dönemde, Avrupa'daki mülteci kamplarında yüzbinlerce Holokost mağduru bekliyordu: Yalnız,parasız, çoğu hasta ve hepsi desteğe muhtaç. Dünyanın diğer ucunda ise Arap ülkelerindeki Yahudi toplulukları kendilerini aniden ölümcül bir tehlikenin içinde buldu.

Bu kaos ve korku ortamında göçün sınırlandırılması gerektiğini savunanlar vardı.''Sadece vasıflı işçilere izin verin ''dediler.' 'Ya da sadece maddi durumu iyi olanlar. Hayatımız her şeyden önce gelir. Yüzbinlerce yoksul mültecinin sorumluluğunu alamayız.''

Ancak Ben-Gurion herhangi bir kısıtlamayı kabul etmedi. Sonuçta neden bir devlet kurmuşlardı ki? Açıkça şöyle cevap verdi ''sürgünlerin toplanması, İsrael Devleti'nin misyonu, amacı ve görevidir.''

DEVAM EDECEK...

David Ben-Gurion

Tel-Aviv'deki halk ilan öncesi beklerken